Kumluca'da Sigorta Çıkmazı Felaketten Daha Büyük Zarara Yol Açıyor
Antalya’nın tarım üssü Kumluca, geçtiğimiz günlerde yaşanan hortum ve sel felaketinin ardından yaralarını sarmaya çalışırken, çiftçilerin karşısına devlet sigorta sisteminin (TARSİM) katı kuralları çıkıyor. MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan'ın sahaya inerek gündeme getirdiği iki temel sorun, üreticiyi isyan noktasına getirdi: Tapu şartı ve "ürünün kuruması" beklentisi.
Antalya’nın tarım üssü Kumluca, geçtiğimiz günlerde yaşanan hortum ve sel felaketinin ardından yaralarını sarmaya çalışırken, çiftçilerin karşısına devlet sigorta sisteminin (TARSİM) katı kuralları çıkıyor. MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan'ın sahaya inerek gündeme getirdiği iki temel sorun, üreticiyi isyan noktasına getirdi: Tapu şartı ve "ürünün kuruması" beklentisi.
Kumluca'nın Mavikent, Kum, Hızırkahya ve Salur mahallelerinde felaketin izlerini süren Başkan, sadece taziye ve geçmiş olsunla yetinmedi. Yanında getirdiği bürokrasi hattıyla, DSİ, TARSİM ve Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkililerini anlık arayarak hasar tespit süreçlerini hızlandırmaya çalıştı. Ancak sahada dinlediği çiftçilerin gerçek sesi, sistemin kronikleşmiş iki açığını bir kez daha gözler önüne serdi.
"Fiilen Üreten Çiftçi, Tapu Yok Diye Sigortasız Kalıyor"
Ziyarette öne çıkan ilk kriz, ecrimisil (kira bedeli) karşılığında başkasının arazisini işleyip üretim yapan çiftçilerin yaşadığı mağduriyet. Mevcut TARSİM mevzuatı, sigorta yapılabilmesi için tapu şartı arıyor. Fiilen tarlada olan, eken, üreten çiftçi, arazinin tapusu kendisinde olmadığı için devlet güvencesinden mahrum kalıyor.
Konuya ilişkin daha önce TBMM'ye yazılı soru önergesi verdiğini hatırlatan Başkan, "Buradaki çiftçimiz ekmiş, dikmiş, emek vermiş. Ama tapu kendisinde olmadığı için sigortası yok. Bu kabul edilemez. Fiilen üretim yapan her çiftçi, devlet güvencesine alınmalıdır" diyerek acil yasal düzenleme çağrısında bulundu.
"Ürün Hasadı % 10’a Düşüyor Ama Kurumadı Diye Tazminat Yok!"
Çiftçilerin adeta isyan ettiği ikinci ve daha acil sorun ise TARSİM'in "kuruma" şartı. Mevcut uygulamaya göre, sel felaketinde zarar gören ürün için tazminat ödemesi yapılabilmesi için, ürünün teknik olarak "kurumuş" olması gerekiyor. Ancak sahada durum tam tersi:
· Su Altında Kalan Sebzeler: Üreticinin ümitle bakmaya devam ettiği Domates, salatalık, patlıcan, biber gibi ürünler, toprak sel suyuna maruz kalınca, fiziken "yaş" durumda oldukları için "kurumadı" sayılıyor.
· Hasar Gerçek, Ödeme Yok: Çiftçi, ürününü tamamen kaybetmiş ve hasat edemez durumda olmasına rağmen, bu teknik detay nedeniyle sigorta tazminatı alamıyor.
· Güven Kaybı: Bu kural, çiftçiler arasında "Sigorta yaptırsak da işe yaramıyor" algısını güçlendiriyor. Ziyaret sırasında çiftçiler, bu kural değişmezse sigorta yaptırma oranlarının hızla düşeceği uyarısını yaptı.
Çiftçinin Sesi: "Tarlamız Bataklık, Ürün artık azaldı , Sistem Bize Sırtını Dönüyor"
Sahada konuştuğumuz çiftçilerden Ali Yılmaz, "Bir haftadır suyun içindeyiz. Domateslerin hepsi çürümeye başladı. Ama gelip bakıyorlar, 'Daha kurumamış' diyorlar. Kurusun diye bekleyeceğiz, o zaman da zaten hepsi kökten çöpe gidecek. Bu sigorta bize ne koruma sağlıyor?" diye soruyor.
Ziraat Mühendisleri Odası temsilcisi ise teknik bir açıklama yaparak, "Buğday, arpa gibi kuru tarım ürünleri için 'kuruma' şartı anlaşılabilir. Ancak yaş sebze için bu kriter tamamen gerçek dışı. Bitki fizyolojisi ve çiftçinin mağduriyeti dikkate alınarak acilen revize edilmeli. Aksi takdirde TARSİM, amacına tamamen aykırı işliyor" değerlendirmesinde bulundu.
"Belirsizlik Kaderleri Olmamalı"
Konuyu yakından takip edeceğini belirten Milletvekili Abdurrahman Başkan, "Çiftçimizin kaderi belirsizlik olmamalı. Sel suları çekildi, ancak mağduriyet devam ediyor. Ürün hasat edilemez haldeyse, teknik bir kavram olan 'kuruma' beklentisiyle çiftçimiz mağdur edilmemeli. Tarım Bakanlığı ve TARSİM yetkililerini, bu çıkmazı gidermek ve üretim zincirini kırmamak için acilen harekete geçmeye çağırıyorum" açıklamasını yaptı.
Diğer yandan hortum, dolu gibi afetlerin somut sonuçları ortada göründüğü için, bu hususta bir tereddüt yaşanmıyor
Sonuç: Kumluca'da doğal afetin yarattığı fiziki hasar, tarım sigorta sistemindeki bu iki can alıcı sorunla katlanıyor. Çiftçiler, fiilen üretim yapmalarına ve prim ödemelerine rağmen sistemin "tapulu arazi" ve "ürün kuruması" gibi gerçek hayatla örtüşmeyen engelleriyle karşı karşıya. Acil mevzuat revizyonu ve esnek, çiftçi odaklı bir sigorta anlayışı olmadan, benzer afetlerde tarımın bel kemiği olan küçük ve orta ölçekli üreticilerin ayakta kalması mümkün görünmüyor.
Mehmet ALPTEKİN / KUMLUCA
Tarih: 11-03-2026